Atölye Onbir - İllüstrasyon / Resim / Güzel Sanatlara Hazırlık Atölyesi
feed
past
previous page
next page
Antidig
Çoban

Çoban
27 9 2008 @ 17:12 / Söyle
Adsız Alkolikler Birlik Grubu

Adsız Alkolikler Birlik Grubu
26 9 2008 @ 18:08 / Söyle
Şöyle Buyrun

Şöyle Buyrun
26 9 2008 @ 8:03 / Söyle
22 9 2008 @ 18:19 / Söyle
BLOG : SEVİL TUNABOYLU
10 senelik arkadaşım, Atölye Onbir‘in diğer yarısı, süper insan Sevil; resimlerini kendi blog sayfasında yayımlıyor. Mutlaka bakmalı, uzun uzun incelemelisiniz. Öyle sağda solda pek görme şansınız yok bu resimleri, o yüzden bu blog nadide bir kaynak niteliği taşıyor. Lütfen buyrun; Başucu Resimleri.
21 9 2008 @ 5:10 / Söyle
Adalar

Adalar
20 9 2008 @ 16:44 / Söyle
Oh Yeah!

Oh Yeah!
17 9 2008 @ 5:20 / Söyle
Buluyorum

Buluyorum
17 9 2008 @ 3:02 / Söyle


16 9 2008 @ 8:40 / Söyle
İsa'nın Gözünden İncil

O dağlar, o sular ve o çimenler. Ve Jose. İnsan çalışmamalı. İnsan ne istiyorsa onu yapmalı. İsteyecek çok şey var, isteyerek yapmalı.

Çokları anlamaz bu lafları. Belki ben de anlamam, ama kendine pay çıkaran olur mutlaka. Payına düşeni ister herkes. Payına düşenden fazlasını da, sıklıkla. Ver sıkıntını adamım, senin için hemen unutayım onları.

Nüfus büyüyordu, kalabalık arttıkça yasalar daha çok kurban istemeye başladı. Tamamen insan kurgusu bir düzen içerisinde yaşamak nasıl bir duygu? Düzensizlik içinde olmaktan farklı tabi. Düzen dışında olmayı istesene. Havada yakalasana sana doğru gelen kelimeleri, yakalayıp yavaşça yanına, hemen oracığa bıraksana. Ne kadar kolay aslında. El ver diyor sana onlar, akabinde kolunu alıyorlar. Sinir olma, sinirlenme. Sakinleş ve sakin ol. Ver oluşunu ben olayım, yerinde olsam ne de güzel olurdum. Ama olamam ki, olayın bu ki.

Ortaokuldayken yazmışım mesela bu yukarıdakileri. Şimdi de çok farklı düşünmüyorum, sadece ifade etmek için kendimi bu kadar zorlamıyorum artık. Anlamlar çoktan ifade olundu, şimdi yine kainat lafının içeriğine kopup büyüğün gigantiğe yolculuğuna titreyerek geliyorum. Çocuksu mu dedin, uyar canım.

Ramadan ramadan, gel yedireyim soğumadan. Ramazan sonunda koyun ya da başka bir şirin hayvanı kesip fakirlere dağıttığımız o en yüksek duyguların bayramıdır. Alakası yok, hem bilmez hem konuşursun cahil. Ramazan’da şeker yenir. Yenmez, oruç tutulur, fakirlerin halinden anlanır. Aç kalmadan o empatiyi kuramıyorsan o senin denyoluğun gülüm. Öyle ya da böyle kabile geleneklerinin 2008 yılında da sürüyor olması ne güzel. Nasıl güzel anlatamam. Ben bu bayram gaza gelip lolipop keserim arkadaş.

Yeni bir din çıksa da ekolojik dengeyle ilgili, küresel ısınmayla ilgili hadisleri olsa yeni peygamboşun. Uranyum haramdır dese misal. Her kim ki uranyumu eline alır, aha o bizden değildir. Bizden olan kaleye mum diksin. Nükleer karşıtı protesto için dini alet edemez miyiz acaba? Her durumda işe yarıyor hani. Allahın adını verdim tayyip ne olur bir daha söyle. Anam babam ölsün, iki gözüm önüme aksın çevrecinin hasıyım, klorofilin hastasıyım de.

Din konsepti çok güzel, herkes inanmış. İnanık geliyoruz üstelik, bundan iyisi Kudüs’te kayısı. Allah için ağaç dikme kafası da güzel örneğin, ama kafadan kontak peygolar nereden bilsin laz müteahhitleri. Kutsal toprağımda deniz kumu mu vardı çekeyim harcıma doldurayım, pikselart mı vardı mozaikle adını yazayım ey rabbim. Hepsi vardı da, akıl edemediler. Akılla işi olan bizden değildir zaten. Gönenç dolu bakıyorum bu cümleden sonra.

05 9 2008 @ 16:22 / Söyle
05 9 2008 @ 10:43 / Söyle
Kaz Dağı

Kaz Dağı
05 9 2008 @ 4:44 / Söyle
Dinle
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Sorma Neden

Söz ve Müzik : Rafet El Roman

17 8 2008 @ 23:11 / Söyle
KALE

KALE
10 8 2008 @ 14:24 / Söyle
AZ GEL II

AZ GEL II
09 8 2008 @ 18:45 / Söyle
Ne baktın?
2005-2008 © Antidig.com Antidig.com adresinde yer alan bütün içeriğin hakkı saklıdır. İzin almadan kullanmak, alıntı yapmak ikimizi de üzer. Antidig@gmail.com